Hoşgeldiniz...

Güzel paylaşımlarda bulunmak dileğiyle...

10 Mart 2010 Çarşamba

Sözcük Nöbetleri

Kendinize gebe kaldınız mı hiç?
Hem öyle dokuz ay filan değil. Yıllarca...
Yıllarca taşırsın kendini. Herkesi yüklenir de bir kendisi ağır gelir insana.

Sırtına yapışan çuvalı taşıyan hamalsındır. Büküldükçe belin daha bir sıkı yüklenir; gittiğin yolun nereye varacağından habersiz, taşıyabildiğin yere kadar taşırsın kendini. Kimi yüküne ortak olur; kimi de yükünü iki'ye katlar. Daha ne kadar gidersin o yükle? Kim bilebilir ki! Biliyorsan sen söyle. Yük hiç biter mi?

Sevdiğine kavuşmak için tuz dolu çuvalla kayalıkları tırmanan Hasan olmayı dilersin. Her ter attığında sırıtını kemirip beyaz dişlerini kana bulayan tuzu dur durak bilmeden taşırsın. Bitkin düşsen de nereye gittiğini ve sırtında taşıdığın yükün beraberinde neler getireceğini bilirsin.

Zamanla bulantılar, kusmalar baş gösterir. Bilinen bulantı ve kusmalar da değil. Tiksinmeyele gelen insan suretinde kurtçuklar kusarsın sırtlarından akan çamurlarla birlikte. Önce kara kara sular boşalır içinden, ardından cümleler tıkar boğazını. Tazyikleşen çığlıklar harflere dönüşür. Nihayetinde her sancıda bir sözcük doğurursun. Ikın ıkına bildiğin kadar. Ha gayret... Bir sözcük... Bir sözcük... Ve... Bir sözcük daha... Ardı arkası kesilmeyen nöbetler... Kalemin sözcükleri, sözcükler cümleleri, cümleler seni doğurur. Nur topu gibi doğarsın.

Sözcüklerle nefes almaya başlarsın. Yazdığın her sözcük ciğerlerinde oksijen doğurur. Her güne başka cümleyle, farklı bir suretle doğarsın, bir gün önceki kendini soyup atarak. Boğazına saplanan karanlığı tutup çıkarırsın.

Her sözcük, deliliğin ateşini biraz da olsa alır.

Her sözcük biraz daha...
Biraz daha...
Biraz daha...

Nehir Aydın Balkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder